Sistematik mobbing nedeniyle işçinin haklı fesih hakkı ve manevi tazminat
Karar Özeti
Davacı işçi, bir perakende şirketinde muhasebe uzmanı olarak yedi yıl boyunca çalışmış; son on sekiz ay içinde birim müdürü tarafından sistematik olarak aşağılanmaya, toplantılarda küçük düşürülmeye ve görev tanımı dışı işler yapması için zorlanmaya maruz kaldığını ileri sürmüştür. Davacı, psikiyatrik tedavi gördüğünü kanıtlayan raporlar ile tanık beyanlarını mahkemeye sunmuştur. Yerel mahkeme mobbingi kabul etmiş; ancak manevi tazminatı sembolik düzeyde tutmuş ve kıdem tazminatı hesaplamasında mobbing süresini gözetmemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mobbingin varlığını teyit etmiş ve manevi tazminat miktarının saldırının yoğunluğu, süresi ve davacının maruz kaldığı psikolojik zarar gözetilerek caydırıcı biçimde belirlenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Karar, işçinin mobbing gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında haklı fesih hakkını kullanabileceğini ve bu durumda kıdem tazminatına hak kazanacağını bir kez daha vurgulamıştır. İspat yükü açısından Yargıtay, mobbing iddiasında işçiden kesin kanıt değil yaklaşık ispat (prima facie) aranması gerektiğini belirtmiş; tekrarlanan olayların belgelenmiş biçimde sunulmasının yeterli sayılacağını açıklamıştır. Davacının psikiyatri raporları ve iş arkadaşlarının tanıklıkları bu eşiği karşılamaktadır. Tazminat miktarı yeniden belirlenmek üzere yerel mahkemeye gönderilmiştir. Karar, 2026 itibarıyla işyerinde psikolojik taciz davalarında önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma