İşyerinde sistematik dışlanma ve görev daraltması yoluyla gerçekleştirilen mobbingde manevi tazminat ve haklı fesih hakkı
Karar Özeti
Davacı işçi, bir finans şirketinde bölge müdürü olarak sekiz yıl süreyle görev yapmış; son iki yılda yöneticisi tarafından toplantılara alınmama, anlamsız ve nitelikleriyle bağdaşmayan görevler verilme, bilgi ve kaynaklara erişimin engellenmesi ile performans değerlendirmelerinde sistematik biçimde düşük puan verilerek sicilinin zedelenmesi gibi davranışlara maruz kalmıştır. Söz konusu dönemde psikolojik destek aldığını kanıtlayan sağlık belgelerini, davranışlara ilişkin iç yazışmaları ve tanık ifadelerini mahkemeye sunan davacı, iş sözleşmesini Türk Borçlar Kanunu m.435 uyarınca derhal feshetmiş; kıdem tazminatı ile manevi tazminat talep etmiştir. Yerel mahkeme, olaylar arasındaki zamanlara bakarak sistematik bir davranış örüntüsünün kanıtlanamadığına hükmetmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur. Mobbingin tespitinde belirleyici ölçüt, tek bir olayın ağırlığından ziyade sistematik bir davranış şemasının varlığıdır; bu şema, faillerin her bir eyleminin tek başına ağır görünmediği durumlarda bile toplu olarak kümülatif bir baskı etkisi yaratır. Sağlık belgesi, tanıklık ve yazışma delilleri birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemenin izole olay yaklaşımı hukuka aykırıdır. Mobbinge maruz kalan işçi, 4857 m.24/II-b uyarınca haklı fesih hakkına sahip olup bu fesih kıdem tazminatına hak kazandırır. TBK m.417 çerçevesinde manevi tazminat için ayrıca hükmedilmesi gerekir; manevi zararın belirlenmesinde mahkeme güncel koşulları, zararın süresini ve orantılılık ilkesini dikkate alır. 2026 brüt asgari ücret 33.030 TL, kıdem tazminatı tavanı 53.919,68 TL, SGK işveren prim payı %21,75.
Bu karar işçi lehine sonuçlanmıştır.
Bozma