Sendikal Tazminattan Gelir Vergisi İndirilmesi

Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas Numarası
2004/9-255
Karar Numarası
2004/290
Karar Tarihi
12 May 2004
DAVA: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Adana 1.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 9.7.2002 gün ve 2001/1022-2002/536 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 24.4.2003 gün ve 19830-6896 sayılı ilamı ile, ( ...1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Karara esas alınan hesap bilirkişisi raporunda sendikal tazminat net olarak hesaplanmış ancak bu hesaplama sırasında gelir vergisi kesilmemiş yalnız damga vergisi kesilmesi ile yetinilmiştir. Davalı bu hesaplamaya itirazda bulunmuştur. Davalının bir itirazı değerlendirilmeden ve hesaplanan miktardan gelir vergisi düşülmeden hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Dava, sendikal tazminatın ödetilmesi isteminden ibarettir.

Davacı vekili; davalı işverenin işyeri sendika temsilcisi olan müvekkilini, istifaya zorlamak amacıyla Adana'dan Batman'a nakledip, ücretsiz izne ayırdığını ve hiçbir haklı gerekçe göstermeden iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek, 5.000.000.000 TL. sendikal tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; iş aktinin feshine rıza gösteren davacının tazminat isteminin haksız olduğunu savunmuş; bilirkişi raporunda hesaplanan sendikal tazminattan gelir vergisi kesilmediğini ileri sürerek, bu hesaplamaya itirazda bulunmuştur.

Mahkemenin; "işverenin, davacıyı istifaya zorlayacak işlemlerde bulunmasının, davacının sendika işyeri temsilcisi olmasından kaynaklandığı" gerekçesiyle bilirkişi raporunda hesaplanan miktardan gelir vergisi düşülmeden, bu rapora göre "davanın kabulüne" dair verdiği karar, Özel Daire'ce yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Davacının, işverenin istemediği sendikaya üye olması ve sendikaca Yönetim Kurulu üyesi ve işyeri temsilcisi seçilmesi nedeniyle, işverenin davacıyı istifaya zorlayacak şekilde ayırımcı işlemlerde bulunduğu, bu bağlamda 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği konusunda uyuşmazlık mevcut değildir.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; Sendikalar Kanunu'nun 31'nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hesaplanan tazminattan, gelir vergisinin indirilmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki; vergi, kamu giderlerini karşılamak amacıyla yasalarla gerçek ve tüzel kişilerden mali güçlerine göre istenen bir yükümlülüktür, vergi, belirli bir hizmetten doğrudan yararlanma karşılığı olmayıp, tüm kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılım payını ifade eder.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük ise, kişilerden kimi kamu hizmetleri karşılığında yada bir hizmet karşılığı olmaksızın kamu gücüne dayanılarak alınan paralardır. Vergi, resmi, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ortak özellikleri kamu gücüne dayanılarak tek taraflı iradeyle alınmaları,gerektiğinde zorla alınmaları ve bir yasayla konulmalarıdır.

Nitekim Anayasa'nın 73.maddesi, "Vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" düzenlemesini içermektedir.

Buna göre vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı ile, vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin yasayla düzenlenmesi gerektiği gibi; vergi kanunlarının hükümleri içinde esasen vergilendirilmesi gereken bir kısım konuların vergi dışı bırakılmasına ilişkin istisna ve belirli kişiler veya grupların vergi mükellefiyeti dışında bırakılmasına ilişkin muafiyetlerin açıkça yasayla düzenlenmesi gerektiğinde kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.

Vergide genellik ilkesine göre, bir ülkede herkesin, sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin kendi gelir ve mallarından vergi vermesi zorunluluğu bulunmakta ise de, çeşitli ekonomik ve sosyal nedenlerle bir kısım vergi mükellefleri ve konuları kısmen veya tamamen vergi dışı tutulmak suretiyle bu zorunluluğa istisna getirilmiş bulunmaktadır. Bütün ülkelerin vergi sistemlerinde, genellik ilkesinin tam olarak uygulanmadığını gözlemek olanağı mevcuttur ( Bedi N.Feyzioğlu, "Gelir ve Kurumlar Vergilerinde Muafiyet ve İstisnalar" Vergi Sorunları Dergisi, Sayı: 1, 1978, S:45 ).

Bu genel açıklamalardan sonra, gelir vergisinin konusu ile yasal istisna ve muafiyetleri üzerinde durulmasında yarar vardır.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1.nci maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu belirtildikten sonra, yasanın "Gelirin Unsurları" başlığını taşıyan 2.nci maddesinde Ticari ve Zirai Kazançlar, Ücretler, Serbest Meslek Kazançları, Gayrımenkul ve Menkul sermaye iratları, sair kazanç ve iratların vergiye tabi tutulacağı benimsenmiştir.

Giderek, Gelir Vergisi Kanunu'nun 1.nci maddesinde herhangi bir sınırlama bulunmadığından, gelirin en geniş anlamıyla vergisinin konusuna alınmış olduğu söylenebilir ( Şükrü Kızılot Gelir Vergisi Kanunu ve Uygulaması, Ankara.1989. Cilt:1.S:16 ).

Ancak; ekonomik ve sosyal şartlar gözönünde tutularak Gelir Vergisi Kanunu'nda çeşitli muafiyet ve istisnalar ile indirimlere yer verilmiş olup, esnaf muaflığı, küçük çiftçi muaflığı, mülteci muaflığı ile ücretlerde istisnalar, yatırım indirimi ve gayrımenkul iradlarında istisnalar, tazminat ve yardımlarda istisnalar Gelir Vergisi Kanunu'nda açıkça düzenlenmiştir.

Bu noktada, Gelir Vergisi Kanunu'nun "Tazminat ve Yardımlarda İstisnalara" ilişkin 25'nci maddesinde; Kıdem Tazminatları; Ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik nedeniyle verilen tazminat ve yardımlar; Muhtaç olanların belli bir süre için ya da hayat kaydiyle yapılan yardımlar; Emekli, dul ve evlenme ikramiyeleri; Çocuk zamları; Evlenme ve doğum nedeniyle yapılan yardımlar; Sosyal Sigortalar Kurumları tarafından sigortalılara yapılan ödemeler ve Nafakaların gelir vergisinden istisna tutulması öngörülmüştür.

Kanunun lafzı ve ruhu birlikte yorumlandığında, sosyal amaçlı düşüncelerle yapılan ödemelerin, gelir vergisinden istisna tutulduğu açıktır.

Önemle belirtilmelidir ki, Gelir Vergisi Kanunu'nun 25'nci maddesinde belirtilen ve vergiden istisna tutulması öngörülen bu ödemeler, kapsam ve nitelik itibarıyla sınırlı olarak sayılmıştır.

Maddenin açık hükmüne göre; her türlü tazminat ve yardımların gelir vergisinden istisna edilmesi değil, anılan maddede sayılan tazminat ve yardımların gelir vergisinden istisna edilmesi söz konusudur.

Görüldüğü üzere, yasa koyucu sendikal tazminatın gelir vergisinden istisna tutulmasına dair bir düzenleme getirmemiştir.

Aksine genişletici bir yoruma gidilerek, sendikal tazminatın yasaca öngörülmeyen, gelir vergisinden istisna edilmesi, ne verginin yasallığı ilkesiyle, nede yasa koyucunun amacıyla bağdaşmayacaktır.

Direnme kararında, "uygulamada Kıdem Tazminatından gelir vergisi düşülmediği ve lehe yorum ilkesi uyarınca Sendikal Tazminatında gelir vergisinden istisna tutulması gerektiği", belirtilmiş ise de; Kıdem Tazminatı Gelir Vergisi Kanunu'nun 25.maddesinin yedinci bendinde açıkça gelir vergisinden istisna edilmiş olup, sendikal tazminat yönünden bu konuda yasal bir düzenleme bulunmadığından, az yukarıda açıklanan ilkeler gereğince, genişletici yoruma gidilmesi mümkün değildir.

Bu durumda; bilirkişi raporunda 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31'nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hesaplanan tazminat miktarından, gelir vergisinin indirilmesi zorunludur.

Hal böyle olunca, mahkemece, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'ncada benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
 
Üst Alt